17 Ekim 2015

Aras'lı Yıllar (Konuk Yazar)

Merhabalar 

Bugünkü konuk yazarım sevgili Seval bize, oğlunun büyüme evrelerini ve bunlar karşısında yaşadıklarını, hissettiklerini, yaptıklarını anlattı. Gaz sancısından anaokuluna gidene kadar ki süreçte neler yaşamışlar gelin hep birlikte okuyalım.

Aras'lı Yıllar

Anne Ansiklopedisi Logo


İlk kez çocuk sahibi olmak gözümü çok korkutmuştu onu kucağıma ilk aldığımda. Nasıl bakacağımı, nasıl tutacağımı bilmiyordum.

Aslında çok zor bir bebek değildi Aras o ilk 40 günü saymazsak.

Normal doğumla dünyaya geldi, hemşire kucağıma verir vermez emmeye başladı, hastanede ki ilk gece çok güzel uyudu ve ben hep öyle kalacak sandım ( yanılmışım) 
Eve geldiğimiz ilk gün babasını kucağında hiç uyanmadan uyudu minik koalam  ve o gece başladı bizim mücadelemiz. Daha sonra ki geceler ne yaparsak yapalım uyumuyordu. Emzirme esnasında uyuyup yatağına yatırdığımızda sanki yatakta ona bir şey yapan birileri varmış gibi kıyameti kopartıyordu o minik ama sesi oldukça gür çıkan koala  Ne o, ne ben nede babası uykuyu unutmaya başlamıştık. Adam işe zor uyanıyordu. Çareyi salona koltuğa taşınmakta buldum. Yatağı yerine kucağımda uyumayı tercih ediyordu beyimiz. Sefilleri oynuyorduk ama mutluyduk.

Herkes 40’ı çıkınca düzelir diyordu inanmıyordum. Gerçekten 40’ı çıktığı gün gece bir uyudu sabaha kadar deliksiz uyudu. Neydi o 40 gün…

40 günün içinde gaz sancımızda vardı tabii, uyumamasının sebepleri arasındaydı. Halası Almanya’dan  gaz için ilaç getirmişti onun çok faydasını gördük. Bol bol karın masajı yapıyordum biraz da olsa rahatlıyordu.

Diş çıkarma sürecini inanın hatırlamıyorum. Yani denildiği gibi kulak ağrısı, ateş gibi belirtileri hiç olmadı. Bol bol ağzının suyu akardı, eller hep ağzında ve ne bulsa ağzına alırdı. İlk dişleri çıktığını baktığımızda fark ettik.

Aras büyürken birçok kaza atlattık. Ömrümden ömürde gitti diyebiliriz. Hayatımın ilk en kötü, daha yeni ayağa kalktığı dönemde ilk dişlerini mermere vurup dişlerini kırmasıyla oldu. O an ki duygularımı anlatmaya kelimeler yetmez. Ağzının içi kan içindeydi ve dişleri kökünden kırılmıştı. Hemen dişçiye götürdük ve doktor çekti iki dişini de. O an ben olabildiğince uzaklaştım oradan dayanamadım. 6 yaşına kadar dişsiz kalacak yavrum. Beterin beteri vardır.

2 yaşın gelmesiyle o meşhur 2 yaş sendromu çaldı kapımızı. Ömrümün en uzun, ömrümün en zor zamanları belki de o zamanlardı. Öyle huysuz, öyle sinirli ve öyle zordu ki.

Çocuğumu tanıyamıyor ve hayattan soğumaya başlamıştım. Gittiğimiz her ortam burnumdan geliyordu. Asla ev dışında bir yerde durmak istemiyor, kalabalık ortamlardan nefret ediyordu. Bir süre kendimi eve kapattım. Gitmedim hiç bir yere. Anneme ya da eşime bırakıp anca bir kuaföre ya da markete diye hava almaya çıkıyordum öyle iyi geliyordu ki o 1 saat. Yenileniyordum. Sonra kendimde ki değişimi hissettim. Sosyal hayattan koptuğumu fark ettim. İnsanlardan uzaklaştığımı ve yalnızlığa doğru sürüklenmeye başladığımı hissettim. Yapabileceğim tek bir şey vardı Aras’ı bir uzmana götürüp kendimi de dışarıya atmam gerekiyordu. Bir pedogoga götürdük Aras’ı uzun uzun konuştuk.

Konuşamamasının vermiş olduğu bir sinir olabileceğini söyledi. Ve tabii 2 yaş sendromu! Sevmediğini bile bile kalabalık ortamlara sık sık girmeye başladık. Başlarda her şey aynıydı. Ben kendimi telkin etmeyi öğrenmiştim. O huysuzluk yaptıkça duymuyor, görmüyordum üç maymunu oynuyordum. İşe de yaradı. Kalabalığa, sese, gürültüye alıştı artık çok rahatız. 

Okula alışma evresi var bir diğer konumuzda da. Benim iş hayatına dönecek olmamla birlikte Aras içinde kreş yolu görünüyordu. Şans bizden yana oldu ve iş görüşmesinin onaylandığı gün okul seçimimizi de tamamladık. Bana çok zor geliyordu ondan tüm gün ayrı kalmak. Ama onun iyi bir geleceği olması içinde gerekliydi bu. Okulun ilk günü yanında 1 saat kadar kaldım. Oyun oynarken bile gözü hep üstümdeydi. Ya gidersem diye. Oyuna daldığı bir anda ise çıktım okuldan. Gün boyu ağlamış, yemek yememiş, uyumamış. Akşam almaya gittiğimde beni görünce yüzüme bile bakmadı ama çok içli ağladı.  2 saat kadar hiç ilgilenmedi benimle. Ertesi gün ben ondan daha kötüydüm. Yol boyu ağladım, vazgeçmeye çalıştım. Ağlaya ağlaya bıraktım onu okula ve işe döndüm. O gün hiç aklımdan çıkmadı. Aşağı yukarı 1,5 hafta içinde alıştı okuluna, öğretmenlerine ve arkadaşlarına.

Şuan 7 ay oldu okula başlayalı ve artık sabahları bırakırken yüzümüze bile bakmıyor  bunun için mi kahroldum ben diye de düşünmeden edemiyorum.

Geriye dönüp baktığımda 3 senem dolu dolu geçmiş aslında. Bana yaşattığı zorluklar aslında beni büyütmüş, eğitmiş, tecrübe sahibi yapmış. O gaz sancısı çekmeseydi ben hiçbir zaman bir bebek nasıl gaz sancısı çeker bilemeyecektim belki de. Ya da 2 yaşında ki bir çocuğunda depresyona gireceğini asla bilemeyecektim.

Yaşadığım zor günleri düşününce boşuna kapatmışım kendimi diyorum. İyi ki oğlum olmuşta ben anneliğin hem zor hem güzel yanlarına şahit olmuşum.
Sizlere tek önerim doğumdan itibaren anı yaşamayı bilin. Onun o en minik hallerinin her saniyesine şahit olun çünkü üstünden zaman geçince bebek hallerini hatırlamıyorsunuz.

Sevgiler
Seval Aksu Demir
anneansiklopedisi.wordpress.com

7 yorum:

  1. Zaman çok çabuk geçiyor.. Gaz sancısı, diş çıkarması, oyun çağı derken okul yılları dayanıyor kapıya. Sağlıkla büyüsün Aras...

    YanıtlaSil
  2. Çocuk yetiştirmek bir ömür boyu süren büyük bir sorumluluk gerektiriyor. Eninde sonunda zor günler geçiyor ve emeklerimizin karşılığını alıyoruz. :) Sizin aksine ben diş çıkarma dönemini hiç unutamam o dönem bize bir ömür sürecek sorunlarımızın habercisi olmuştu... Paylaşım için teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Benim oğlum 20 aylık ve 17 aydır diş çıkarmaya çalışıyor. Çok zor bir süreç.
      Bir şey sormak istiyorum cevaplamak zorunda değilsiniz tabi. Diş çıkarma sürecini ömür boyu sürecek sorunların habercisiymiş demişsiniz ya bu sorunlar neler acaba? Bizim de sıkıntılı olduğu için bu süreç öğrenmek istedim, tedbir alınması gereken bir durum söz konusu mu diye

      Sil
    2. Benim oğlum 20 aylık ve 17 aydır diş çıkarmaya çalışıyor. Çok zor bir süreç.
      Bir şey sormak istiyorum cevaplamak zorunda değilsiniz tabi. Diş çıkarma sürecini ömür boyu sürecek sorunların habercisiymiş demişsiniz ya bu sorunlar neler acaba? Bizim de sıkıntılı olduğu için bu süreç öğrenmek istedim, tedbir alınması gereken bir durum söz konusu mu diye

      Sil
    3. Sorun değil cümlemi açabilirim. Ama sizinkinden farklı bir sorunum oldu benim. Oğlum erken ve sorunlu bir doğumla dünyaya geldi. 1 yaşına doğru 2-3 dişi birden patlamaya yüz tutmuşken ateşsiz havale geçirdi. Sonra epilepsi nöbetleri başladı tetkiklerde anlaşıldı ki doğum-oksijensizlik zarar bırakmış. Diş çıkarma döneminde artık vucut direnci mi kırıldı nedir bilmiyorum o dönemde gün yüzüne çıktı her şey. Doğumla başlayan zincirleme bir şeydi bizimki. Şu an 15 yaşında oğlum, 12-13 yaşlarında yine diş çıkarma dönemine girdiğinde, beraberinde, geçmiş olan nöbetleri geri geldi. Hastalığı ile diş çıkarmanın arasındaki bağı sorduğumda şimdiye kadar hiçbir nörolog yorum yapamadı...

      Sil
    4. Çok geçmiş olsun
      Doğumda gerçekten çok büyük yanlışlar yapabiliyorlar bazen.
      Bir arkadaşımın başına da aynısı geldi. Ama onun oğlu hiç hareket edemiyordu. Sanırım şimdi 6 yaşında. Bu yaşına kadar çok uğraştılar kendi işini görebilecek duruma getirmek için. En son bardak tutabiliyor, daha rahat gezebiliyordu.
      Allah yardımcınız olsun
      Sevgiler

      Sil

Okuduklarınızla ilgili düşüncelerinizi benimle paylaşarak kendimi geliştirmeme katkıda bulunursanız sevinirim.
Ayrıca iletişim ve sosyal medya hesaplarınızı yoruma eklemeyi unutmayın.
Sevgiler
Mavi'nin Güncesi